Aralık mı Ayrılık mı ?

ç6a00d83451e9a369e200e54f32266a8833-640wi

Aylar üzerine çok yazılar yazılmıştır. Her ay kimisine sevdayı kimisine hasreti kimisine acıyı kimisine mutluluğu hatırlatır. Aslında vardır herkesin bir ayı. Benimde ay’ım Kasım tecrübelerim Aralık’tı. Yaşım gereği 21 senede 21 aralık geçirdim. Çocukluğumda ki aralıklardan pek bir fikrim yok kış ayı olduğu için muhtemelen evde televizyon başında oturuyor ya da annemi bir şekilde çileden çıkartıyorumdur. Okul çağına gelince de 2.sınavlar ya da finallerle boğuşup belleğime önemli bir şeyler kaydettiğimi pek sanmıyorum. Bazı aralıklı hatıralar hariç 2013 Aralık okul bitti geldin iş hayatı falan derken bir hengâme içindesin çok sevdiğin saydığın değer verdiğin insanlar yanında sevincini üzüntü paylaştığın özel insanlardan vardır herkesin hayatında iyinizi kötünüzü zaafınızı kırılgan yanınızı en iyi onlar bilir bir şekilde omuz omuza devam edersiniz. Sevdiklerinizden aldığınız güçler gücün en kuvvetlisidir insana bir özgüven verir. Tamda öyleydi okul bitmiş tüm sevdiğim arkadaşlarım bir yerlere dağılmaya başlamıştık. Kimimiz iş arayış peşinde kimimiz girdiği işte başını kaşımaya vakit bulamaz hale gelmiştik. Ama sımsıcacık cümleler para ile değil ya alt tarafı paketiniz yoksa kontürünüzden gider e sevdiğiniz insanlara bu değerdi. Bazen değip değmeyeceği konusu tartışılır oda ayrı bir ayrıntı. Neyse sene bitmek üzere herkes senenin devrine düşmüşken ben faturalar ile boğuşup olabildiğince sinirleniyorum bir muhasebeci için aralık demek fredinin kabusu demek buda diğer bir sevimsiz aralık geleneği. Tam okul bitti çektiğin eziyetlere son ekmeğe artık yağ sürüp yiyeceğim derken kafanı bulduğun her duvara vurmak istiyorsun okul hayatı iyiydi iş hayatı ne kadar geç o kadar iyi diye iç geçirdiğimi fark ettim. O sevdiğin saydığın insanlar arasında parmakla sayılısı kadarı bile kalmadığını gördüğünde anlıyorsun iş hayatı zor arkadaş. Yeni insanlar yeni ortam mı para mı bozdu bilmezsiniz ama bir bozulurlar. Derken araya mesafe girmeye başlar nerden geldiğini unutmalar derken bu seçenekler çoğaltılır. Herkes için geçerli değildir bu yazdıklarım tabi kimisi verdiğin değeri o kadar hak eder ki hiç pişmanlığın baş harfini dahi anmazsın ama bazıları öyle bir yapar ki seni üstadın dediği gibi keşke dersin keşke! verilen değer geri alınabilseydi inan zerresini bırakmazdım bazı insanlarda.Hayatı güçlü yönünden tutmaya çalışıyorsun sıkı tutunmak gerek yoksa nereye sallanacağın belli olmaz aman ha seçeneklerini güzel seç diye kendine daima uyarı çekiyorsun. Bazıları da bu uyarıyı gelebildiğin kadar iyi bir yere gel zaten zirveye gelince herkes peşine düşer diye yorumlayınca filmler kopuyor tabi. Anlıyorsun insanların değiştiğini bende böyle bir değişimde kaybettim birkaç sevdiğim kişilikleri. Aralık ayıydı çok sevdiğim insan yabancı olmuş tanımıyorsun neresinden tutsan yabancı. Sözde en iyi sırdaşın derttaşın en kırılgan yanını o bilir tabi. En kırılgan dediğim yanlarımdan parça parça kırdı beni. En yakınım olan en uzağım oldu. Neyse olan oldu Canı sağolsun demeyi öğrenip en okkalısından bir hoşça kal dedim demesine de biter mi bitmedi koca bir sene her türlü karşılaştım bir yerlerden hatta ima ettiği laflara çok şahit olup sabır okumuşluklarımda olmuştur. Hem suçlu hem güçlü atasözünü sonuna kadar yaşadığıma inandığım vakit görmezden gelmeyi öğrendim. Öyle bir görmezden geldim ki bu konuda yüksek lisans yapsam derece elde ederim. Tabi şimdi böyle yazması kolay yaşarken hiç de kolay değildi. Ağlayışlarım da oldu özleyişlerimde bu seviyeye gelmek öyle sözlerdeki gibi basit yazılabilseydi keşke. Kış bitti yaz bitti zaman ilaç etkisini gösterdi bir şeyler epeylice değişti 2013 Aralık bana varlığı görmezden gelmeyi öğretti.
Şimdi yine bir Aralık içerisindeyim yeniden aralık sonları sene bitmeden bir ders daha almalıymışım demek ki. Bundan 1 hafta kadar önce telefonum bir çaldı bu gibi durumlarda telefonun çalsın istemezsin hatta telefonun diğer ucundakine ne diyorsun sen be! Boş konuşma ağız dolusu bir küfredesin gelir ama işte o an dilin düğüm düğüm olur susar bir damla gözyaşı dökersin çünkü aldığın bir ölüm haberidir. Böyle bir şeydi işte telefonum çaldı hayatımda sevdiğim teyzelerimden bir tanesi aramızdan veda etmiş. Her ne kadar hepimizin gideceği yer orası dese de dilimiz. Yanan ciğerimize bunu söyleyemezsiniz. Görmek için yeniden sizinle olsun diye tüm mal varlığınızı vermeye hazırsınız hatta o an en çok zamanı durdurma gücünüz olsun istersiniz ama böyle bir şey söz konusu olmaz kabullenir susarsınız. Böyle böyle acılarla olgunlaşmayı öğrenirsiniz. Ortalık biraz durulmaya başlamıştı artık düşünecek yorum yapacak kadar gücüm vardı. İlk şoku üzerimden atmıştım. Düşünmeye başladığımda zamanın geçtiğini ama iyi tecrübeler verdiğinin şahidi olunca yazmak istedim. Geçen sene kaybettiğim insan içinde ağladım bu sene de. Durumlar öyle bir değişti ki geçen sene görmezden geldiğim insan üzerinde yüksek lisans yapacak durumu gelmişken bu sene kaybettiğim insanı görme pahasına her şeyimi verebilirdim. Birini hayat şartları değiştirirken birini kader alıp götürdü. İki yitirmişlik hayatımda ikisinin de gitmesini ben istemedim. Biri vedasını kendi hazırlarken birisi vadesini tamamladı. Yani demem o ki benim Aralıklarım hep bir veda hikayesi. Bazı gitmeler insanın elinde değildir. Bazı gitmeler ise insanın sadece dilindedir. Elide olmayan gidenlere giden gitti kalan sağlar bizimdir diyemezsin. Ruhu ile daima yaşmayı öğrenirsin. Bazı gidilmişliklere ise öyle bir görmezden gelişlik sergilersin ki, sergilersin işte geriye kalan tüm sağlar senindir.
Aralık işte.

Neresinden tutsan Ara-lık.

Şansın Mor Hali

Yaşınız kaç olursa olsun bu hayattan her daim bir kazık yiyeceksiniz. Adımlarım doğru demeyin eğri insanlar bulur sizi çelme misali gene tepetaklak olursunuz. Şu günlerde kimle dertleşsem bir parça insan tokadı yemiş bir parça ezilmiş bir parça dökülmüş. Ben bir parça diyorsam siz o parçanın büyüklüğünü kendinizde ki parça bütünü ile hesap ediniz. Çekirge gibiydi aslında insanlara verdiğimiz şans 1 2 3. Üç ! bu son bundan sonrası güç. Güç işte bir daha hatayı sarsan saramazsın görmezden gelsen yapamazsın dahası olmaz bardak taştı bu sondu bitti dersin geç kaldığının farkına da 2lik kısımda varırsın. Hala aynı felsefenden yanayım insanlara 1.şans Orhan Gencebay hatasız kul olmaz hatamla sev beni kısmına giriyor. 2.si Sezan Aksu misali ikinci bahar yaşıyor ömrüm Gözünden, dilinden, sakınır saklar. Bugünkü aklıyla sever hareket eder şimdi sanıyorsunuz. Şarkı sözleri bu şekildeydi. Ama ne yazık ki o da olmadı demi yeniden hırpalandınız. Herkes hata yapar bende zamanında hatalar yaptım insanız hatasız olmaz diyip üç , dört , beş gidiyor. 3.şansıda verecekseniz eğer kişiye şansı, kendinize de yüzyılın aptalı madalyasını lütfen hazır ediniz. Verdiğiniz bu kadar şansın aptallık olduğunun farkına vardığınızda en azından ilk aptallığınızı boynunuzdaki madalya bakarak itiraf edersiniz. Yoksa bir başkasının size
– kusura bakma ama hak etmişsin aptallık sendeymiş sözü pek ağrınıza gidip öfke tepki ve hırçın sesler çıkartmanıza sebep olacak. Ben size diyim insanlara fazla şans verip şımartmayın çünkü her insan vazgeçilmez olduğunu anladığında öyle bir güzel şımarır ki yaptığı her hareket sizin eseriniz olur an olur tutup kafasını kopartıp anahtarlık yapasınız şöyle evire çevire dövesiniz hunharca bağırıp çağırıp küfredesiniz gelir. Aslında hepimiz biliriz ki öfkemizin en büyüğünün hatasız kul olmaz hatamla sev beni kısmına değdiğini. Olmadı bu ilkte kalacaktık. Bende öyle yaptım artık insanlara ilkten fazlasını vermedim. 3 ellik bir tavla oyunu gibiydi benim şans oyunlarım. İlk değeri ben kaybedince karşımdaki daima kazandığını sanırdı. Ve ben bir şans daha verdiğimde kişi vazgeçilmez olduğu hissiyatına kapılırdı. Bu benim zaferde 1-1lik kısmıma tekabül ederdi. Çünkü o ilk darbesiyle beni 1-0 yendiğini düşünürken ben ona 1 şans ile durumu 1-1lerdim. Ve adımlarım bundan sonrası için hep dikkatli olurdu fazla dikkatli adımlarını hep tahmin eder taşlarını hep yerdim. Tavlada bir de mars etmek vardır. İşte tamda o durum söz konusu olur kişiyi adımlarını tahmin eder benim zaaf ve eksiklerimden vurmasını engeller asla ezdirmeyince de kendimi hep değişen ben olurdum. Değiştin sen tabi kullanamadın ya değiştim ben kesin haklısın canım değiştim.Yaygara kopartır ortalığı bulandırırdı İşte buda benim 3 ellik şans oyunumun mars etme kısmı oluyordu. Kişi bundan sonra ki hayatında 3-1lik mors pardon mars deneyimi ile devam eder. Marstan çok mors olduğunu da arkasına alıp arkanızdan konuştuğu insanların aslında yapay insanlardan oluşuğunu ve sadece geçici bir heves kısmına geldiği durumda anlıyor. İnsanlara hep hatasız kul olmaz hatamla sev beni kısmında bırakın yada mars etmeye bakın. At gözlüklerinden kimseye fayda gelmiyor ben bu gözlükleri attığımda kaybımın sadece verdiğim değer olduğunun farkına vardım ve son 1 senedir hayatımdan kimi çıkarttıysam hepsinin mors hallerini izleme keyfini yakaladım.
Benim beni kaybedenlere verdiğim en büyük hediye şansın Mor haliydi.